www.bahaddinpasli.webs.com

seydisehirin nadide saiiri

konya siirleri

Bahaddin PASLİ      ve siirleri ve Sitesi

b

  
                                                                                   
 
 

SEYDİŞEHİR HASRETİ  

Pazardır ertesi gün; nöbetçidir Kız Selman,

Gelir gece bekçisi, uyandırır: "-Kalkın lan !"

Ne kolay uyanırsın, ne de gözün açılır

Arkadan bir zil sesi, beynini tırmalar:

 "-Zırr!" Aksırıp tıs kırarak, esneyerek kalkarsın,

 Giyinirsin güç belâ ve yüzünü yıkarsın...

Kahvaltı zili çalar, yine o yaygarayla Kahvaltını yaparsın,

 üç beş zeytinle, çayla...

Annenin KÖZLEMESİ hayallenir gözünde!

Seydişehir hasreti, çöreklenir özünde!

Tereyağlı HEYRE'nin mis gibi kokusunu,

Tavanın dibindeki kızarmış tortusunu,

Burnunda, damağında, ümüğünde duyarsın

Tüm iştahın kapanır, tek zeytinle doyarsın ...

 Kanlı Kavak'ta yanan, ateşi hatırlarsın,

Ütülmüş nohutların kokusunu duyarsın ...

Hayıflanır kalkarsın, masadan keyfin kaçar

Sekiz ay tüm bunlara, hasretsin artık naçar.

 Bir köşeye çekilip, tellersin bir sigara

Bırakırsın dumanı, hasretle ufuklara ...

 Zindan eder insana, hasret koca Konya'yı

Gözünün önündedir, şimdi TARAŞÇI ÇAYI ..

. Nefis YAĞ Balık’ları yakalardık ağ ile

Tadından yiyemezdik, kızarınca yağ ile ...

Arada bir AKBALIK, GÖĞECE'de çıkardı,

Kimi ağla avlanır, kimi olta atardı ...

Mehtaplı gecelerde, köprüde toplanırdık

Su sesi eşliğinde, neler mırıldanırdık ...

Kaytarmak ister canın, gezmek için şöyle bir

Ama hem acemisin, hem de kolay değildir.

 Bir kağıt kalem alır, girersin dersaneye

Hiç olmazsa sılaya, mektup yazayım diye.

Başlarsın mektubuna : "-Sevgili babacığım;

Ayın ondördü gibi, nur yüzlü anacığım !

 Evvelâ selâm eder, öperim elinizden

Vuslat dualarınız, düşmesin dilinizden !

inanın hasretiniz, tak eyledi canıma

Ordayken horlamıştım, ben sizleri dâima ...

 Gurbet ele düşmeden, ekmeğiniz kuruydu,

Katığınız yavandı, ayranınız duruydu.

Çapıt dolu yastığım, diken olurdu orda

Ama; pamuk döşekler, taştan daha sert burda.

Keşke hiç bitmeseydi, Mahmut Esat Okulu,

Açılmazdı bize de, zalim gurbetin yolu.

Neyse; oldu olanlar, sıhhatteyim, rahatım,

 Ancak daha şimdiden, SEYDİŞEHRi aradım,

inanın kaçacağım, ama henüz çok erken,

Siz sakın üzülmeyin, idare ederim ben.

Şükür ki; dostlar burda, yalnız bari değiliz,

Bir de onlar olmasa, ne olurdu halimiz ?

 İbrahim Sağlam burda, yatılı da kalıyor

Dünkü saz şöleninde, baktım o da ağlıyor...

Halil Elmas geliyor, aslı çıkarsa şayet Vural Yıldırımoğlu,

ev tutacakmış, hayret! Sanat okulundaymış,

 Baygın Veli ve Hacı Gündüzlüye yazılmış,

şu Kuduz Sıtkı Avcı. Sayıl Barlas ve Mevlüt,

Konya'daymış doğruysa Sayılı Akşehir'e gidecek duydum oysa !...

Orhan Doğu, Görünmez, henüz görünmediler

Yaşar Gül de yakında gelecekmiş, dediler,

Vîcirlerin Ali'si, sanata girecekmiş,

Haber göndermiş bana : "-Paslı da gelsin !" demiş.

Ama benim ne orda, ne de burda gözüm yok,

inanın SEYDİŞEHİR, burnumda tütüyor çok !...

Deldiği boğazı hiç, aç mı kor Yüce Mevlâ Rızkımız memurlukta,

okumakta değil ya ! Pek soğuk olmasa da,

biraz serince hava, Dün akşam bir dişimi, feda ettim pilâva !

 Saygı ile, sevgiyle, öperim elinizden Hayır dolu dualar,

düşmesin dilinizden ! Vallahi hasretiniz çok zormuş,

işte yemin Size lâyık olmayan evlâdınız Bahaddin !"

Gözlerin dolu dolu, döktürürsün imzayı

Kaç bucakmış anlarsın, Hanya'yı ve Konya'yı ...

şiir

kudreti ilahiden gelen

ilhamı kaynağından içmek ve kağıda dokmektir.

ayrı resimdeki gibi

şiir yazmak onu içmektir.

Tebrik için olmaz izin
Bu tebrikler dostlar, sizin.
 İster alın, ister atın:
Bilin ki bu abd-i aciz,
Hayranıdır hepinizin!
********************
Üstte olan sevinmesin
Alta düşen yerinmesin.
Sıralama alfabetik:
İsminizdir suçlu, kesin
Faturayı ona kesin!
********************
İlki bir dost gazeteci
Ve Abdullah Leblebici.
Dobra Dobra, Pırıl pırıl;
Dışı gibi aynen içi:
Gıcır- Gıcır, Bici-Bici!
********************
Buda dostum Ahmet Aksoy:
Ne mahalle koydu ne köy.
Hacı-Hoca, Deli-Veli.
Cami, Çeşme, Kabile, Soy:
Resmi ile doldu, portföy!
********************
Ali İhsan Kaya şair.
İlk kitabı olmuş zahir.
Kutluyorum kendisini,
Döktürür her sayıda bir
İçli, hisli, lirik şiir!
********************
“Ayın” la “ye” içinde “lam”:
“Toroslar”dan Ali Saylam.
Batınına duhül müşkül:
Esrarengiz, kıllet- kelam
Abisinden sevgi, selam.
********************
Bir Cem Doruk Armay vardı
Beste yapar ud çalardı.
Hem iyi bir ressamdı o:
Hem iyi bir bestekardı,
Çok yönlü bir sanatkardı.
********************
Şen ve şakrak Enver Haykır:
Şipir-şipr, şakır-şakır,
Faal; hemde fazla faal
Gezer, tozar, yazar, olur:
Altın olur onda bakır!
********************
Birde; Fahri Kubilay var:
Fellik fellik haber arar.
Yol düşerse dükkanına:
Mürekkepten biraz yalar
Onunla da haber yazar!
********************
Geldik Fatih Atalay’ a:
Yaman düştü bu sevdaya,
Sevdası da Seydişehir
Amma; Maddi yönden yaya
Layıktır o kalkınmaya!
********************
Ressamımız Fatma Kırdar
Nostaljik bir fırçası var.
Tek noktadan resim çizmek:
Zordur; İnsan olmak kadar
Zora talip, her sanatkar!
********************
Duranoğlu Gönül hanım
Kolay değil onu tanım:
Fatma Kırdar onun keşfi.
Kendisine hem hayranım
Hem meda-ı iftiharım.
********************
“Tatlı –sert” e müptelayım
Ne emmimdir  ne dayım.
“Toroslar” dan Hakkı Balcı:
Nobel için tek adayım,
Böyle bilsin basım, yayım!
********************
Dostum Hakkı Yüksel Gülay
Yanında halt etmiş, kalay.
Bir sporcu nefes alsa:
Onun için olur olay,
Yeri dolmaz, kolay kolay!
********************
Hasan Dinç’ de gayipler de
Yazıları; Bilmem nerde.
Gazeteyle arasına:
Çekilir bir siyah perde.
Kampa çıkmak varsa, serde.
********************
  Hasan Levent şimdi suskun
Bilmiyorum kime küskün.
Eh; onada lazım amma:
Rahat, huzur hatta sükun
Körelmesin kalem sakın!
********************
Bir “Serseri şair”, vardı,
Kaleminden kan damlardı.
O; İsmail Sünbül’ dü ki:
Şiirinde kahır vardı,
Sitem, coşku, sihir vardı.
********************
Kad-i-riye Kasap belki:
Romantizmin burada ilki.
Dumanistler pek düşmanı:
Bir kızarsa patron neki,
 “Toroslar” ı yakar, bil ki!
********************
Kırmızlaroğlu Mehmet
Dost canlısı, Dürüs ve mert.
Güfte yazar, Beste yapar,
Ud, saz, ondan yanarlar dert
Derler ki: “Çok müşkül pesent!”
********************
“Toroslar” dan Mehmet Levent
Adı gibi; Cidden levent.
Göze batar, marka satar:
“İlevetler” sağlam patent
Onun yeri: Metropol, kent!
********************
“Salih Hilas” meçhul biri
İnternetin bence piri
Bir teşekkür borcum vardı:
Oldu bir cin yada peri
Bende kaldı teşekkürü!
********************
O; Şefika Bülbülümüz
Cidden bizim Bülbülümüz.
Azim, gayret, sabrı ile:
Pek nadide bir gülümüz,
“Hayranlıktır” ödülümüz!
********************
“Seydişehir Postası” ndan
Meslektaşım Zeki Erman.
Esnaflığı, dürüstlüğü:
Oldu dilden dile destan,
Yani; “Adam gibi Adam!”
********************
Sanat ışık; Aşkla yanar
Aşk olmazsa oda söner.
Başkası ile yarış değil:
Kendin ile yarış hüner,
Yanlış start baştan döner.
********************
Haddim değil asla öğüt:
Sanatını aşkla öğüt.
Aşksız sanat, tuzsuz aştır:
Yiyemez her baba yiğit,
Nefsini de böyle eğit.
********************
Paslıyı bir kardeş sayın
Unutmuşsam bağışlayın.
Kendinizle yarışında:
Başkasıyla yarışmayın,
Gerisine karışmayın!
Bahattin Paslı
2-Haziran-2008
Seydişehir

konya

KONYA DA


Benim yarim bezden kilim
Dokur Konya`da Konya`da
Bülbül olmuş dertli dilim
Şakır Konya`da Konya`da

Kardeşim kendinden geçmiş
Nur çeşmesinden su içmiş
Hasret kitabını açmış
Okur Konya`da Konya`da

Gurbet ekmek ben katığım
Nişansız düşmüş tetiğim
Yazılmış nüfus kütüğüm
Şükür Konya`da Konya`da

Mevlana`nın sezmediği
Mantıkları çözmediği
Kitapların yazmadığı
Fikir Konya`da Konya`da

Ayrılıktan yemiş tekme
Yakma gurbet onu yakma
Burda gezdiğine bakma
Bekir Konya`da Konya`da
Destan Şehri Konya
Yoluna kurban olduğum
Aziz bildiğim, evlattan!
Şanın, şöhretin dörtnala
Koşa gelmede milattan...

Dört ufkundan mühür mühür
Hayaller fışkıran şehir.
Bağrında koca bir nehir
akar durur hububattan.

Sen ney dilinde uhrevi
Mevlana'nın aşk alevi.
Dile getir Keyhüsrev'i
Nağmeler sun, Keykubat'tan!

Toprak görünüşün hiçe
Verdiğin şevk yeter içe
Ey yeşil taşa, kerpiçe
Destanlar söyleten vatan...

Etibank Eti Alüminyum...

ETİBANK

Dün hayli uzaktan seyrettim seni
Nefesi zor alıyorsun, ETİBANK !...
Eleme garkettin bir hayli beni
Omuzundan soluyorsun, ETİBANK !...

Hastasın yıllardır, soran yok halin
Kurbanısın, yirmi yıllık ihmalin
Kalkılmaz altından bunca vebalin
Bağrımızı deliyorsun, ETİBANK !...

Yıllar yılı; sömürüldün, soyuldun
Hırpalandın, tartaklandın, oyuldun
“Devletin parası deniz” sayıldın
Aklımızı çeliyorsun ETİBANK !...

Her gelen canından bir şey kopardı
Ne halini sordu, ne yaran sardı
Şimdi de bıçak taa kemiğe vardı
Acı acı gülüyorsun ETİBANK !...

Ne tevsi edildin, ne tamir oldun
Veremli misali, sarardın, soldun
Yetim gibi elin böğründe kaldın
Saçlarını yoluyorsun ETİBANK !...

Dünyada zor rastlanırdı eşine,
Bakılsaydı tamirine, tevsine,
Her gelen keseri yonttu kendine
Galiba sen ölüyorsun ETİBANK !...

Bahaddin PASLI-SEYDİŞEHİR (Seydişehir Destanı'ndan)

Adres-Mektup

[Adres]
Geç kalma mektubum çabuk var emi;
Yolun açık olsun, olmasın puslu,
Açsın da okusun mektubum seni,
Küpe Gazetesi'nden Bahattin Paslı.

[Mektup]
Paslı
Gurbet ellerine düştüm düşeli
Senin gibi yoldaş arardım Paslı,
Ben gamlı kederli eller neş'eli
Senin gibi sırdaş arardım Paslı.

Arkadaş arardım gurbet ellerde
Bir gezen görürsem tenha yerlerde
'Bu da benim gibi dertli mi? ! ' der de
Yaklaşıp derdini; sorardım Paslı.

Keskinoğlu, söyler yürek dağladım,
Ben de bir zalime gönül bağladım,
Ben de hiç gülmedim her an ağladım,
Ben de senin gibi; sarardım Paslı...
 

Şerafettin Keskinoğlu